Who wouldnt be the one you love.....
who wouldnt stand inside your love...
27 Mayıs 2009 Çarşamba
26 Mayıs 2009 Salı
Bay Hüzün...
Bırakında çocuk kendini öldürsün, çünkü sizi öldüremiyor...
Korkularını sevmesi için yardımcı olun ona, çünkü sizi sevmiyor...
Sizsiniz aslında onun zamanını harcayan, sizsiniz aslında zamanda kaybolan, o değil...
Eğer isterse sizi parçalayabilir, size zarar verebilir, ama aslında yapamaz...
Çünkü onun adı Bay Hüzün dostlarım...
O sizin gibi değil....
Eğer isterse sizi incitebilir...
O da annesi gibi, fazla konuşmayı sevmez, sizden fazla birşey istemez....
Ve kaçmayı sever, zamanından ileri sorunlarla karşılaştığı zaman...
O tekrar kayboldu...
O...uzun zamandır hasta....
O..hayatı boyunca bir ölüydü...
Bırakında çocuk ilaçlarını alsın..
Bırakında çocuk bir içki içsin...
Çünkü o sizin gibi değil...
Eğlenceniz için onu kovalamaktan vazgeçin...
Ona aitlik duygusunu öğretmeye çalışmaktan vazgeçin...
Çünkü o sizin gibi değil...
Sizsiniz aslında onun zamanını harcayan, sizsiniz aslında zamanda kaybolan, o değil...
Eğer isterse sizi parçalayabilir, size zarar verebilir, ama aslında yapamaz...
Çünkü onun adı Bay Hüzün dostlarım...
O sizin gibi değil....
Eğer isterse sizi incitebilir...
O da annesi gibi, fazla konuşmayı sevmez, sizden fazla birşey istemez....
Ve kaçmayı sever, zamanından ileri sorunlarla karşılaştığı zaman...
O tekrar kayboldu...
Korkularını sevmesi için yardımcı olun ona, çünkü sizi sevmiyor...
Sizsiniz aslında onun zamanını harcayan, sizsiniz aslında zamanda kaybolan, o değil...
Eğer isterse sizi parçalayabilir, size zarar verebilir, ama aslında yapamaz...
Çünkü onun adı Bay Hüzün dostlarım...
O sizin gibi değil....
Eğer isterse sizi incitebilir...
O da annesi gibi, fazla konuşmayı sevmez, sizden fazla birşey istemez....
Ve kaçmayı sever, zamanından ileri sorunlarla karşılaştığı zaman...
O tekrar kayboldu...
O...uzun zamandır hasta....
O..hayatı boyunca bir ölüydü...
Bırakında çocuk ilaçlarını alsın..
Bırakında çocuk bir içki içsin...
Çünkü o sizin gibi değil...
Eğlenceniz için onu kovalamaktan vazgeçin...
Ona aitlik duygusunu öğretmeye çalışmaktan vazgeçin...
Çünkü o sizin gibi değil...
Sizsiniz aslında onun zamanını harcayan, sizsiniz aslında zamanda kaybolan, o değil...
Eğer isterse sizi parçalayabilir, size zarar verebilir, ama aslında yapamaz...
Çünkü onun adı Bay Hüzün dostlarım...
O sizin gibi değil....
Eğer isterse sizi incitebilir...
O da annesi gibi, fazla konuşmayı sevmez, sizden fazla birşey istemez....
Ve kaçmayı sever, zamanından ileri sorunlarla karşılaştığı zaman...
O tekrar kayboldu...
25 Mayıs 2009 Pazartesi
Boris Yeltsin
S.D: Zaman hızla geçiyor, hatırlıyormusun eski Rusya cumhurbaşkanını?
M.D: Gorbaçov muydu...yok o değildi..
S.D: hayır, o değildi..
M.D: yeltsindi, boris yeltsin....
S.D: ewet, adam yok oldu gitti..zaman hızla geçiyor...
O kadar hızlıki herşey..Beyin incelemeye aldığında birçok gerçek zamanlı hayatını, hep geride kalır gelecekten..O kadarda gelişmemiştir..Mutlu olacağın şeyler bul..ve onları yap..Belkide mutluluk budur...Bırak tırı vırı işleri...Bırak ram i zorlayan, arkada çalışan virüsleri..Bad sektörleri birleştirmeye çalışma..Tamir edilecek hiçbirşey yok belkide..Belkide bu sensin...Arızalarından oluşan basit bir işletim sistemi..dünyayı değiştirmeye çalışma..Statik ip ler almaya çalış, DNS mümkünse sabit olsun ayrıca..
Doğru olanı hep bulabilirsin...Seçim yapman gereken çoğu anlarda..Belkide yanlışlar senin doğruların o seçim yapman zamanların içinde...Göreceli değilmi felsefe, sen daha görecelisin...Toplumsal doğrular var, fazla sorgulamazsan sorun yine yok..Hep bir başkaldıran, muhalefet olmak zorunda değilsin..
Ne istiyorsun....İstediklerin onu elde ettiğinde seni ne kadar mutlu edecek...Güneşli bir yerde, iletişim kurabileceğin, sevdiğin değil, insanlarla zaman geçir...Geçersiz ve gereksizdiraslında kafanı meşgul eden çoğu şey..
Eğer birşey kafanı meşgul ediyorsa..Eğer düşünerek o işi 15 dakika içinde çözemiyorsan, parayla özmeye çalış, bedeli ne olursa olsun, Baktın paraylada mı çözemiyorsun, o zaman siktir et..ya da bir başka deyişle, Sorunların RAM i meşgul etmesine, zaten çözemiyorsan çok izin verme...
Kimse seni kurtarmayacak, sen bu konuda birşeyler yapmadığın sürece..
kimse seni sevmeyecek, sen sevmeyive sevilmeyi istemediğin sürece...
Kimse seni ayağa kaldırmayacak, sen ayağa kalkmak istedikçe...
Kimse yanında olmayacak, sen istemdiğin sürece...
Ben .....
Kendimle uğraşmalıyım....Hep sizin için uğraştım...
Nedendi bu umursamazlığım..
Cevapları aramak , bu senaryoyu tekrar masaya yatırmak artık sıradan bir işti..Bir yerde , cevapların tıkandığı noktada, bu soruyu hep geri gönderdim..Dönemsel olarak gelip-gitti, ama sanki çözülürse herşey çözülecekti..
Yoruldum artık o keşfi, kurtarıcıyı aramaktan..Geçmiş yok..Ben yokum...
Nelerin beni mutlu ettiğine karar vermeliyim ..Onları yapmalıyım geri kalan zamanımda..
Gerisi sadece bir yalan, onlara inanmak ya da yaşamak istemiyorum...
M.D: Gorbaçov muydu...yok o değildi..
S.D: hayır, o değildi..
M.D: yeltsindi, boris yeltsin....
S.D: ewet, adam yok oldu gitti..zaman hızla geçiyor...
O kadar hızlıki herşey..Beyin incelemeye aldığında birçok gerçek zamanlı hayatını, hep geride kalır gelecekten..O kadarda gelişmemiştir..Mutlu olacağın şeyler bul..ve onları yap..Belkide mutluluk budur...Bırak tırı vırı işleri...Bırak ram i zorlayan, arkada çalışan virüsleri..Bad sektörleri birleştirmeye çalışma..Tamir edilecek hiçbirşey yok belkide..Belkide bu sensin...Arızalarından oluşan basit bir işletim sistemi..dünyayı değiştirmeye çalışma..Statik ip ler almaya çalış, DNS mümkünse sabit olsun ayrıca..
Doğru olanı hep bulabilirsin...Seçim yapman gereken çoğu anlarda..Belkide yanlışlar senin doğruların o seçim yapman zamanların içinde...Göreceli değilmi felsefe, sen daha görecelisin...Toplumsal doğrular var, fazla sorgulamazsan sorun yine yok..Hep bir başkaldıran, muhalefet olmak zorunda değilsin..
Ne istiyorsun....İstediklerin onu elde ettiğinde seni ne kadar mutlu edecek...Güneşli bir yerde, iletişim kurabileceğin, sevdiğin değil, insanlarla zaman geçir...Geçersiz ve gereksizdiraslında kafanı meşgul eden çoğu şey..
Eğer birşey kafanı meşgul ediyorsa..Eğer düşünerek o işi 15 dakika içinde çözemiyorsan, parayla özmeye çalış, bedeli ne olursa olsun, Baktın paraylada mı çözemiyorsun, o zaman siktir et..ya da bir başka deyişle, Sorunların RAM i meşgul etmesine, zaten çözemiyorsan çok izin verme...
Kimse seni kurtarmayacak, sen bu konuda birşeyler yapmadığın sürece..
kimse seni sevmeyecek, sen sevmeyive sevilmeyi istemediğin sürece...
Kimse seni ayağa kaldırmayacak, sen ayağa kalkmak istedikçe...
Kimse yanında olmayacak, sen istemdiğin sürece...
Ben .....
Kendimle uğraşmalıyım....Hep sizin için uğraştım...
Nedendi bu umursamazlığım..
Cevapları aramak , bu senaryoyu tekrar masaya yatırmak artık sıradan bir işti..Bir yerde , cevapların tıkandığı noktada, bu soruyu hep geri gönderdim..Dönemsel olarak gelip-gitti, ama sanki çözülürse herşey çözülecekti..
Yoruldum artık o keşfi, kurtarıcıyı aramaktan..Geçmiş yok..Ben yokum...
Nelerin beni mutlu ettiğine karar vermeliyim ..Onları yapmalıyım geri kalan zamanımda..
Gerisi sadece bir yalan, onlara inanmak ya da yaşamak istemiyorum...
24 Mayıs 2009 Pazar
Kimbulyon
Kimbilyon gezegenine hoş geldiniz ya da ben geldim ilk...sonra kimbilyonlular çoğaldı..artık güçlü değildim..ve takip edemiyorum onları..kendi aralarında çözüyolar herşeyi...onların hakkında bilgi toplayabileceğim, kontrol edebileceğim, süper güç olabileceğim bir sistem kurmalıydım...Bu icat ya da sistem önce herkesin evine girecek bir alet ....o alet basit kullanılır olacak ve cazip bişey olucak..sonra her o eve koyduğum aletten bir kablo çekmeliyim merkeze...o koblaya bir de gelen bilgileri sınıflanıdımam ve ödüllendiren , onun zaafları ortaya çıkaran, ve herkesin ihtiyaç duyacağı birşey koyayım...tamamdı..buldum ...icat bilimsel olmalı...hemen bir matematik profesörü bulayım...ona bir formul bulmasını isteyim...geleceği kontrol edecek ana formül...onussüyüz...sonra bir makina yaptırayım şu tayvanlılara..adı ne olsun ...bilgisayar ...bilgileri saysın....her eve işlerine yarayacakmış gibi, teknolojik bir gelişme gibi sunayım...evlere girsin...ama kullanılması basit olsun..mikrop gibi basit ve kolay kullanılır olsun..yumaşak olsun, gevşek..mikropsoft..microsoft...güzelll..devam edelim..evlere aleti soktuk, kolay kullanılır yaptık...simdi kablo çekelim merkeze...ama yıllar daha 1960 lar..bunu dünyaya hemen yaymayalım,, vietnamda test ve denemesini yapalım..biz bi geliştirelim, planlanmayanları bu sürede planlayalım...ewet..herşeyi denedik...onüssüyüz dünyayı ele geçirecek..herşey hazır...şimdi dataları indirmeye başla...topla, kategorile..ele geçir...kontrol et, yönet...
Kimbilyon gezegeninide BİLGİSAYAR, MICROSOFT, INTERNET HATTI, VE GOOGLE ele geçirdi..ve dünyayı önler yönetiyorlar..teknolojik köleyiz biz..bir zamanlar dünyada olduğu gibi...kategorilenme ve page rank mantğından bir yapay zeka oluşturan google , insanlara ihtiyaç duymamıştı artık..çünkü yapay zeka kendini güncelleyim, fiziki olarak upgrade edebiliyordu...ve sene 2011..bütün bilgisayarlara ve insan oğluna bir sesli mesaj..1 gün içinde hepiniz öleceksiniz..insan oğlu çarsizdi..teknolojik ölüler olacaklardı...
ve hatırladılar..herşeyi paronayaları(internet) yok etmişti..
Basit yaşa, basit öl....
Kimbilyon gezegeninide BİLGİSAYAR, MICROSOFT, INTERNET HATTI, VE GOOGLE ele geçirdi..ve dünyayı önler yönetiyorlar..teknolojik köleyiz biz..bir zamanlar dünyada olduğu gibi...kategorilenme ve page rank mantğından bir yapay zeka oluşturan google , insanlara ihtiyaç duymamıştı artık..çünkü yapay zeka kendini güncelleyim, fiziki olarak upgrade edebiliyordu...ve sene 2011..bütün bilgisayarlara ve insan oğluna bir sesli mesaj..1 gün içinde hepiniz öleceksiniz..insan oğlu çarsizdi..teknolojik ölüler olacaklardı...
ve hatırladılar..herşeyi paronayaları(internet) yok etmişti..
Basit yaşa, basit öl....
23 Mayıs 2009 Cumartesi
Versiyon 2.0
Yokolacağız hepimiz.. bundan 50 yıl sonra tanıdığım, bende dahil olmak üzere kimse olmaycak çevrede.. Başka bir mustafa çıkacak ve aynı senaryoyu tekrarlıyacak..Belki daha kabullenmiş olacak O..Belki daha uyumlu olacak herşeyle..Daha güzel aşklar yaşayacak..Daha bilinçsiz olacak..Mutlu değil bu versiyonu ...Belki arge çalışması yapıyor daha ii bir versiyonu için..Belki önceki versiyonu bundan daha zor yollardan geçmişti..Banada zor bir dönem bıraktı gerçi...Dahaçok psikolojik belki onunki imkansızlıkta yarattığı hayal gücüydü..Belikide o hayal gücünün update edilmesi gerekiyordu ve o görevde bu versiyonun misyonuydu..Ondan sonraki versiyonuna psikoloji oturmuş, kabullenmiş bir gelecek bırakmalıydı...Acaba geleekteki versiyonu mükemmelliğe ulaşmak için nelerle uğraşacaktı..Ben ona nasıl yülkler bırakacaktım.. Büyük ihtimal çoğu şey devretmiş olacaktı... Çünkü bu versiyonu çözemiyeceğini düşünüyordu..Zaman yetersizdi ve hızla akıp gidiyordu..Kendi seçimleri değildi birçoğu ...Yinede yapmaya çalıştı..Hep çelişti...Bir sonraki versiyonum...Sana bırakıyor birçok çözümsüzlüğü..Bir önceki versiyonumda bana bırakmış..Umarım sen çözersin...
22 Mayıs 2009 Cuma
Yabancı...
Nasılda oynanır çıkar için roller, kaybeder kişilik olarak adlettiğiniz herşey..Nasılda yalancının yalanıdır , yalın olamadığını zamanla silmek...Nasılda kaptırır rolüne herkes o yapmacıklıktır hayatını belirleyen.
Bugün aynada kendime baktım, tanıyamadım yüzümü...
Kimdi bu yüz, kimindi...
Yarım saat inceledim bu yabancıyı, nerden geldiğini bulamadım...
Düşündüğümle göründüğün karaktersiz bir yansımaydı...
Beynim ne istiyorsa, bu yabancıyla mı yapacaktı...
Görüntünü kabullenmek, kendini sevmek...
30. yaşıma yaklaşırken, kendimi tanımaya çalışmak...
Geç kalmış bir telaş mı , gerekli bir tedavi mi...
Görüntüsünü kabullenmezmi bir insan ya da eşelştirmez mi fikirleriyle..
Gerçek yüzüm nasıl acaba..Nerde yaşıyor ruhumun kabullendiği görüntü...
Başka birinin bedenine sıkışmış, dışarı çıkmaya korkan bir korkak mı bu..
Kendi dünyasıyla fiziksel hayatı özdeşmemiş bir yanılgımıydım...
Sevmiyordum vücudumu ve hep kötü davrandım...
Sağlıklı beslenmedim ya da umurumda olmadı hiç...
Yüklendim son dozuna kadar , bu uyuşmazlığı unutmak için..
Ruhum dışarı çıkamıyorsa belkide bedenimi yok ederek serbest bırakmak istedim...
o eksiklik...
Belkide tanımaya çalışmaktı bu yabancıyı yıllardır reddettiğim...
Tanımaktı hep kaçtığım, kaçtığımdı hiç tanımadığım...
Bugün aynada kendime baktım, tanıyamadım yüzümü...
Kimdi bu yüz, kimindi...
Yarım saat inceledim bu yabancıyı, nerden geldiğini bulamadım...
Düşündüğümle göründüğün karaktersiz bir yansımaydı...
Beynim ne istiyorsa, bu yabancıyla mı yapacaktı...
Görüntünü kabullenmek, kendini sevmek...
30. yaşıma yaklaşırken, kendimi tanımaya çalışmak...
Geç kalmış bir telaş mı , gerekli bir tedavi mi...
Görüntüsünü kabullenmezmi bir insan ya da eşelştirmez mi fikirleriyle..
Gerçek yüzüm nasıl acaba..Nerde yaşıyor ruhumun kabullendiği görüntü...
Başka birinin bedenine sıkışmış, dışarı çıkmaya korkan bir korkak mı bu..
Kendi dünyasıyla fiziksel hayatı özdeşmemiş bir yanılgımıydım...
Sevmiyordum vücudumu ve hep kötü davrandım...
Sağlıklı beslenmedim ya da umurumda olmadı hiç...
Yüklendim son dozuna kadar , bu uyuşmazlığı unutmak için..
Ruhum dışarı çıkamıyorsa belkide bedenimi yok ederek serbest bırakmak istedim...
o eksiklik...
Belkide tanımaya çalışmaktı bu yabancıyı yıllardır reddettiğim...
Tanımaktı hep kaçtığım, kaçtığımdı hiç tanımadığım...
21 Mayıs 2009 Perşembe
Hayal...
Zaman..Gerçekten ne yaptığını, ne yapmak istediğini bilmeli insan, basit düşünüp, basit hareket etmeli..mutluluk bu aslında..basit olmak..sorgulamamak..aramamak..bulduğuna inanmak ..Birçok şeyi, yarım yamalak yapmamalı, tek işi düzgün yapmalı..Gelecek kaygısı olmamalı , gelecek şu an olmalı..İyi- kötü, siyah-beyaz olmalı..Gri hayatında olmamalı...Basit şeyler mutlu etmeli, küçük mutluluklar olmalı..büyük mutluluklar, serotonimi yüksek miktarda salgılamamalı insan..Yine aramak zorunda kalabilir o hormonları, bulamıyıncada basitliğini kaybedebilir...Küçük aşklar yaşamalı insan, büyük aşklar her zaman yok edebilir onu..Küçük düşünüp, küçük arayıp, küçük bulmalı ...Erken uyumalı, erken kalkmalı...Sorgulamamalı..Fazla para kazanmamalı..Dostları olmalı, arkadaşları ya da aşkları değil..Tek olmalı, büyük bir ailede değil...Bilmiyorum aslında..sadece tahmin ediyorum..Belkide hayal kuruyorum sadece...
Hayat...
Hayat…..
Gördüğünü hatırlamak..
Duyduğunu tekrarlamak…..
Korktuğuna inanmak…..
Beklediğini unutmak….
Yalancıyı oynamak….
Mutluluk…
Detayları hatırlamaktır…
Gördüğünü hatırlamak..
Duyduğunu tekrarlamak…..
Korktuğuna inanmak…..
Beklediğini unutmak….
Yalancıyı oynamak….
Mutluluk…
Detayları hatırlamaktır…
Eksiklik..
Heyacanımı yine kaybettim..Mutlu edemiyecek hiçbirşey biliyorum...Eğer bir şeyi heyecanlanmadan yaparsan, elbet birgün senden intikamını alırmış..Düşmanlarım çoğalıyor..Hiçbir heyecan duymuyorum..Geri dönüşleri ağır olacak..Bekliyorum..Onu..
Belkide beni..Belkide psikolojik bir hastalık tedavi etmeye çalıştığım...Bir delinin tedavi için kendi doktoru olması tedaviye ne kadar yardımcı olur bilmiyorum..Arkadaşlarımın hepsi deli..Benim şizolarım..Belkide ben onların lideriyim.. Normal olduğunu zanneden, delilerle arkadaşlık kuran, onları tedavi ederse , kendide tedavi olabileceğini düşünen...Onların umurunda değil, hiçbir zamanda olmadı zaten... Onlar hastalıklarını yaşıyor, ben ise inkar ediyorum belkide..kurtarıcımın , ben olmadığına eminim..Diğer , herşey zamanda yok oldu...Bende yok oluyorum..
Belkide hiç olmadım...
Belkide yokum...
Bu bedende ne yapıyorum bilmiyorum...Bilmeyi çok isterdim.. ne istediğimi bilmeyi çok isterdim...İstemeyi çok isterdim..Elde ettikçe onları birer birer, hiçbirini istemediğimi anladım...Hiçbiri , hiçbirşey mutlu etmiyordu..
Heyecanımı yitirtende bu oldu zaten...Elde ettikçe istemediğimi anladım hayatta hiçbirşeyi..şimdi elde etmektende korluyorum..Belkide birazını bırakmalıyım.. İntihar etmemek için...Suçlamıyorum kimseyi...Korkuyorum...Kontrolün hep bende olduğunu zannederdim, beklemediğim sadeleğimden beklentisiz bir kimsesiz yarattığımdan...
Yalnız kalmak istiyorum..Yapayalnız...Tanımak istemiyorum kimseyi..Uyumak, oturmak istiyorum..Yanlış bir yerde, yanlış bir reenkarnasyonun bir sonucuydum belkide...Kabullenemedim..Hep bir eksiklik oldu..
Bilemiyeceğim belkide onu hiç...Bilirsemde nefret edeceğimi biliyorum...
Belkide beni..Belkide psikolojik bir hastalık tedavi etmeye çalıştığım...Bir delinin tedavi için kendi doktoru olması tedaviye ne kadar yardımcı olur bilmiyorum..Arkadaşlarımın hepsi deli..Benim şizolarım..Belkide ben onların lideriyim.. Normal olduğunu zanneden, delilerle arkadaşlık kuran, onları tedavi ederse , kendide tedavi olabileceğini düşünen...Onların umurunda değil, hiçbir zamanda olmadı zaten... Onlar hastalıklarını yaşıyor, ben ise inkar ediyorum belkide..kurtarıcımın , ben olmadığına eminim..Diğer , herşey zamanda yok oldu...Bende yok oluyorum..
Belkide hiç olmadım...
Belkide yokum...
Bu bedende ne yapıyorum bilmiyorum...Bilmeyi çok isterdim.. ne istediğimi bilmeyi çok isterdim...İstemeyi çok isterdim..Elde ettikçe onları birer birer, hiçbirini istemediğimi anladım...Hiçbiri , hiçbirşey mutlu etmiyordu..
Heyecanımı yitirtende bu oldu zaten...Elde ettikçe istemediğimi anladım hayatta hiçbirşeyi..şimdi elde etmektende korluyorum..Belkide birazını bırakmalıyım.. İntihar etmemek için...Suçlamıyorum kimseyi...Korkuyorum...Kontrolün hep bende olduğunu zannederdim, beklemediğim sadeleğimden beklentisiz bir kimsesiz yarattığımdan...
Yalnız kalmak istiyorum..Yapayalnız...Tanımak istemiyorum kimseyi..Uyumak, oturmak istiyorum..Yanlış bir yerde, yanlış bir reenkarnasyonun bir sonucuydum belkide...Kabullenemedim..Hep bir eksiklik oldu..
Bilemiyeceğim belkide onu hiç...Bilirsemde nefret edeceğimi biliyorum...
Yetisiz...
Nedir bu beynimizi %3 kullandıran kalkan.. Neden ilerlemez.. Neden köpeklerde uçamaz güvercinler gibi, neden maymunlar bir barda size içki ısmarlamaz.. Belki mutlu olmamız içindir..Ne kadar az kullanırsa o kadar az sorgularsın bu yaradılıştan gelen yetisizliğini..Yetisizsin çoğu şeyi yapmaya, düşünmeye, sorgulamaya, hak etmeye..yetisizliktir belkide seni mutlu eden …Az bil, Az öl…
Çoban...
Bir arkadaşım kadınların ya da erkeklerin, birinin insan olamayacağını söylemişti…Kadınlar çoğu zaman daha üstündür erkeklere göre..Seks ihtiyacı hissetmezler.. Bu ihtiyaçsızlıktır onları güçlü kılan her zaman erkeğe karşı..Erkekse her zaman meğillidir, meğil verdiği , kontrol edemediği her şeye … İlkel bir duygudur yıllardır başa çıkamadığı..Ve her zamanda devam edecektir erkeklerin bu mağlup ve malum başlangıçları.. her zaman aldatabilir bir erkek , farkında olmadan.. Kadın ise seçer, aldatmanın önemli olup olmadığı mevzuları.. Bu dur aslında dengeleyen evreni … Yoksa erkek fiziken daha güçlüdür, daha yırtıcıdır.. Ama yaratıcı bir zaaf vermeliydi bu fiziken güçlü erkeğe ki dengeleyebilsin, kontrol edebilsin kadın.. Bu gücü öğrenen kadınen tehlikeli kadınlardır beklide farkında olmayan erkekler için… Erkek, ilkel içgüdüsüyle hep etkilemey çalışır..kadın ise seçer dengelemesi, kontrol etmesi gereken yegane gerçeği..Bazen kontrolü bırakmış gibi yapar, güçlü hissetiririr yazdığı senaryoda o koyunu..Çünkü koyunun bu salaklığı, her zaman onu başka okyanuslara sürükleyebilir..Zamanla ustalaşır kadınlar bu kontrol gezegeninde.. Bilir çünkü, kontrolü kaçırırsa , o erkek aldatabilir ya da fiziki şiddet kullanabilir.. Kötü çobanlardır, kocalarından dayak yiyen ya da aldatılan kadınlar..İyi çobanlardır, iyi çoban annesi olan dişiler..
Bazı erkekler ise kadınların yegane zayıflığını bilir..bilincede çaktırmaz çoğu zaman.. iyi bir başka çobandır kadınının kontrolünü yitirten her zaman.. yegane zayıflıklarıdır bir başka dişi.. Kontolü kaybetmiş, karakteri değişmiş, hakimiyet savaşı veren çobanlardır aslında o zaman.. değerlendirir bazen bu durumu ilkel koyun..Bir kadının dünyadaki yegane zaafı…Bir başka kadındır çoğu zaman..Bilir ki erkek değildir o düşman ..Erkekler basittir, aptaldır…Kadınlar ise zekidir..o dur zaten çoğu zaman bir erkeğin hiç eklemediği anda çok güzel bir kadınla yatmasını sağlayan..O dur çoğu zaman bir çobanın kaybettiği, diğer çobanın kazandığı…..
Bazı erkekler ise kadınların yegane zayıflığını bilir..bilincede çaktırmaz çoğu zaman.. iyi bir başka çobandır kadınının kontrolünü yitirten her zaman.. yegane zayıflıklarıdır bir başka dişi.. Kontolü kaybetmiş, karakteri değişmiş, hakimiyet savaşı veren çobanlardır aslında o zaman.. değerlendirir bazen bu durumu ilkel koyun..Bir kadının dünyadaki yegane zaafı…Bir başka kadındır çoğu zaman..Bilir ki erkek değildir o düşman ..Erkekler basittir, aptaldır…Kadınlar ise zekidir..o dur zaten çoğu zaman bir erkeğin hiç eklemediği anda çok güzel bir kadınla yatmasını sağlayan..O dur çoğu zaman bir çobanın kaybettiği, diğer çobanın kazandığı…..
Zeithgeist ....
İnsan organizmalar ne kadarda farkındasızdır varoluşunun kaçınılmaz basitliğinden..Unutur bazen ne kadar basit olduğunu..Umutlanır bir an keşfettiğini sanarak oysaki yaşanmış benzer senaryoları unutarak..bir halt zanneder kendini unutur bir karıncadan farklı olduğunu..Sen organizma. Hayatta kalabilmek için yemek yemelisin , enerji depolayıp –tüketebilmek için.Geri dönüşümün en önemli parçasısın..Uyumalısın , organizmalığı ayakta tutabilmek için..Üremelisin ,içgüdelerin yanıltmaz seni…Fazla düşünme, sorgulama aslında…Diğer hepsi boş , yorucu, sıkıcı uğraşlar olacak..organizmalığını bil..Farkında olsan ne fark edecek..Toprak seni çekecek..Mağmayı beslemelisin ki sıcak olsun..enerji versin ..Petrol olarak geri çık..Yukarda ki organizma olarak görevini yap..Yaşa ve öl..
Doğ…kaydet…Sorgula..Kirlen..Alış..Kaynaş..Sosyalleş..Aşık ol..Askere git..Evlen..Aldat..Çocuk yap..işe gir..Para kazan..Yaşlan…Öl..Mutlu ol…
Tek bir doğru vardır kararsız olduğun çoğul anlarda… O doğru karşındaki bilinmezlikler içinde bilindiğini az da olsa göz kırpar sana… Doğru olan doğru olana kadar doğru kalır her zaman…Senin ona inanmanı bekler ve inanana kadar bekler eğer onu ararsan..Doğru yaşamak göreceli değildir çoğu görecesize göre ..Göreceksiniz sizde doğru çok kırılgan aslında..Uğraşmazsan onunla doğru yanlış arkadaşlarının arasında sessiz kalır..Sen doğru olmayabilirsin ama doğru her zaman senin içinde..Sen her ne kadar çaresiz kaldığını hissetsen de..
Doğ…kaydet…Sorgula..Kirlen..Alış..Kaynaş..Sosyalleş..Aşık ol..Askere git..Evlen..Aldat..Çocuk yap..işe gir..Para kazan..Yaşlan…Öl..Mutlu ol…
Tek bir doğru vardır kararsız olduğun çoğul anlarda… O doğru karşındaki bilinmezlikler içinde bilindiğini az da olsa göz kırpar sana… Doğru olan doğru olana kadar doğru kalır her zaman…Senin ona inanmanı bekler ve inanana kadar bekler eğer onu ararsan..Doğru yaşamak göreceli değildir çoğu görecesize göre ..Göreceksiniz sizde doğru çok kırılgan aslında..Uğraşmazsan onunla doğru yanlış arkadaşlarının arasında sessiz kalır..Sen doğru olmayabilirsin ama doğru her zaman senin içinde..Sen her ne kadar çaresiz kaldığını hissetsen de..
Genetik uyumsuzluk....
Bundan takriben 17 yıl sonra, isviçreli ya da yine skandinav bilim adamları kadınlarda bir gen bulacaklar..Bu gen aslında kadınların hareket eden objelerin içinde nekadar çaresiz olduklarını açıklayacaktır. .. Bu kromozonsal sıkıntının aslında kadınların hareket eden objeler içinde kontrolü kaybettiklerini ,sadece yere ayakları basınca o diğer kudretli genlerinin işlerine yaradıklarını anlayacaklar..Yasaklanacak o henry ford un icadını kullanmaları …ve inecekler o makinelerden..sanki hiç olmamış gibi..güçlüydüler çünkü ayakları yere bastığında ..zamanla erkeklerde unutacaklardı..o kaos , karmaşık zamanları…
Ankara...
Ankara aslında kötü bir evlilik gibidir. Zorunluluktan ya da kabullenmişlikten gelen kötü bir alışkanlıktır. İnsanlar ve mekanlar genelde evrensel yerçekiminden bağımsız , duyarsız bir palyaçodur. Var olduğunu hissetmen için gerçekten kendine zarar vermen gereken kızgın ve mutsuz 11 yaşında bir kızdır. Ne istediğini bilmiyorsan gerçekten doğru yerde olduğunu hissettiren bir uçak kazasıdır. Zamanla bir zamanlar hissetmiş veya hissetmeye yeltendiğin eskiden tanıdığın ama selam bile vermeye çekindiğin üniversite aşkındır… Ankara , sahiplenilen değil, boşvermişlerin krallığıdır…
Fondaki Müzik...
Yıllardır beklediğim bir şarkı vardı. Ölürken fonda çalacak şarkı. Bu belki trampet ağırlıklı bir caz şarkısı, belki eskilerden bir grunge şarkısı ama daha çok istediğim drum and bass ağırlıklı arkada zenci bir vokalin olduğu hiç duymadığım bir şarkı olmalıydı. Büyük ihtimal bir trafik kazası geçirmiş ve ölmeden yaklaşık 10 saniyeliğine duyacağım hayatımın son ışığı , beklentisiz devam ederken yolun sonunda bulduğum son güzellik olacaktı. Aslında o an ve o müzik özetliyecekti beklentisizliğimin son narsist sessizliği. O an ve o fondaki müzik ….Bu çaresiz beklentisizliğimin, sıkılganlığımın umut vaat eden son aşkı…
Biliyorum..Belki de bilmek istiyorum..Orada oluyorum..bazen olamıyorum..Kimse yok orda ..Orası benim yuvam, benim ailem..Mevsim kış..Bir sahildeyim…Hava yeni aydınlanıyor..o kadar sessizki..O kadar kimsesiz ki..O kadar beklentisiz ki O an..Üstümde beyaz bir t-shirt var…Fonda , Faith No More. i am easy, easy like Sunday morning çalıyor …ve ben okyanusa doğru koşuyorum..Su soğuk olacak biliyorum…ve dalıyorum daha derin bir sessizliğe.. suyun altında nefesimi tutmaya çalışıyorum…tutabildiğim kadar.. Sonra çıkıyorum suyun yüzeyine..etrafta kimse yok.. O kadar özgürüm ki yeniden…Ve karar veriyorum..toprağa geri dönmemeye.. okyanusun ortasına doğru kulaç atmaya başlıyorum.. Nefesim, enerjim tükenene kadar gideceğim.Artık hareket edemez hale geldiğimde, kendimi sırt üstü bırakıyorum.. Mayomun içinden bir jilet çıkarıp, bileklerimi kesiyorum..Köpekbalıklarını bekliyorum.. Muhteşem bir son, anlaşılır bir başlangıç...
Biliyorum..Belki de bilmek istiyorum..Orada oluyorum..bazen olamıyorum..Kimse yok orda ..Orası benim yuvam, benim ailem..Mevsim kış..Bir sahildeyim…Hava yeni aydınlanıyor..o kadar sessizki..O kadar kimsesiz ki..O kadar beklentisiz ki O an..Üstümde beyaz bir t-shirt var…Fonda , Faith No More. i am easy, easy like Sunday morning çalıyor …ve ben okyanusa doğru koşuyorum..Su soğuk olacak biliyorum…ve dalıyorum daha derin bir sessizliğe.. suyun altında nefesimi tutmaya çalışıyorum…tutabildiğim kadar.. Sonra çıkıyorum suyun yüzeyine..etrafta kimse yok.. O kadar özgürüm ki yeniden…Ve karar veriyorum..toprağa geri dönmemeye.. okyanusun ortasına doğru kulaç atmaya başlıyorum.. Nefesim, enerjim tükenene kadar gideceğim.Artık hareket edemez hale geldiğimde, kendimi sırt üstü bırakıyorum.. Mayomun içinden bir jilet çıkarıp, bileklerimi kesiyorum..Köpekbalıklarını bekliyorum.. Muhteşem bir son, anlaşılır bir başlangıç...
20 Mayıs 2009 Çarşamba
Mr. Sorrow
Akşam...
Hava kararmış, okyanusun kenarında...
Sahilde gökyüzüne bakıyorum, yıldızlar ölümlerini hala parıltılarıyla gizleyebiliyor...
Ben....
Gizleyemiyorum...Sadece Gizleniyorum..Hep yaptığım gibi..
Ensemde okyanustan gelen bir deniz rüzgarı ...
Umutlanmak benim elimde, hiçbir zaman olmadı...
Heyecanlanmıyorum gerçekten , biliyorum güzelliğin benden intikamını elbet alacak...
Koşuyorum...
Okyanusa doğru....Kulaç atıyorum, okyanusun ortasına doğru..
Nefes al nefes ver..Enerjim tükenene kadar...
Duruyorum sırtüstü, yalandan parlayan yıldızlara, hangimiz daha ölü aslında...
Sonra ..Sahile doğru yüzmeye kara veriyorum..Bilinçsizim.. Hep bilinçsizdim...
Sonra yine sırt üstü durup, dinliyorum...ve yüzüyorum tekrar okyanusun ortasına doğru..
Bitti enerjim, yıldızlar gibi ölüyüm ama sadece hareket ediyorum..
Arkada o şarkı başlıyor.. Easy like sunday morning..mükemmel bir şarkı,azrailin seçimi..
Ayakkabımda sakladığım jiletleri çıkarıyorum..Mükemmel bir yemek..Köpekbalıkları masum..
İçgüdeleri yok etmelerini söylüyor, tek yayabildiğim kokuya geliyorlar..Ben biliyorum..
Kurtarılmak olmayacak ...Kurtarana hiç istememiştim zaten...
Hava kararmış, okyanusun kenarında...
Sahilde gökyüzüne bakıyorum, yıldızlar ölümlerini hala parıltılarıyla gizleyebiliyor...
Ben....
Gizleyemiyorum...Sadece Gizleniyorum..Hep yaptığım gibi..
Ensemde okyanustan gelen bir deniz rüzgarı ...
Umutlanmak benim elimde, hiçbir zaman olmadı...
Heyecanlanmıyorum gerçekten , biliyorum güzelliğin benden intikamını elbet alacak...
Koşuyorum...
Okyanusa doğru....Kulaç atıyorum, okyanusun ortasına doğru..
Nefes al nefes ver..Enerjim tükenene kadar...
Duruyorum sırtüstü, yalandan parlayan yıldızlara, hangimiz daha ölü aslında...
Sonra ..Sahile doğru yüzmeye kara veriyorum..Bilinçsizim.. Hep bilinçsizdim...
Sonra yine sırt üstü durup, dinliyorum...ve yüzüyorum tekrar okyanusun ortasına doğru..
Bitti enerjim, yıldızlar gibi ölüyüm ama sadece hareket ediyorum..
Arkada o şarkı başlıyor.. Easy like sunday morning..mükemmel bir şarkı,azrailin seçimi..
Ayakkabımda sakladığım jiletleri çıkarıyorum..Mükemmel bir yemek..Köpekbalıkları masum..
İçgüdeleri yok etmelerini söylüyor, tek yayabildiğim kokuya geliyorlar..Ben biliyorum..
Kurtarılmak olmayacak ...Kurtarana hiç istememiştim zaten...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
