27 Kasım 2011 Pazar

Sleep....






Biraz uyumaya çalış.....
Sorgulama hayatı....
Uzay seni kurtaracak...
Enerjini özgürleştirecek....
Herşey düzelecek biz ölünce....
Senkronizasyon tekrar sağlanacak...
Buluşacak tekrar enerjilerimiz....
Verilenden daha fazlasını bekleme....
Ruhun cenneti yaşadı zaten......

Sen..........
Hep benim kalacaksın....................









Seni henüz tanımıyorum ama seni çok özlüyorum.....



Biliyorum henüz tanışmadık...Sen bir yerlerde dolaşıyorsun....
Seni görüyorum uzaktan, aslında orada değilsin.....
Sosyal hayatın tam bir zırvalık, arkadaşların, dostların, sevgililerin...
Bütün hayatının tek bir amacı var aslında, BENİ bulmak.....

Zavallı bir hayat sürdürüyoruz şimdilik ikimizde.....
Bazı elementler sadece bir araya geldiğinde asıl güçleri ortaya çıkar....
Belki sen mükemmel değilsin tek başına, bende değilim....
Biz biraraya geldiğimizde mükemmel olacağız bebeğim...
Samimiyetimi affet, anlayacaksın beni....
Bunu yaşayan bilir, sen henüz yaşamadın...Yaşamamış olman daha iyi...
Yaradılış nedenini anlayacaksın..Aşık olacaksın.....

Hayatında asla yapmam dediğin şeyleri yapacaksın...Kendinden çok ONU seveceksin....
Korumak isteyeceksin onu, mutlu olmasını isteyeceksin sadece....Kendi mutluluğundan çok, onu mutlu görmek seni mutlu edecek...Zevklerinin bir önemi kalmayacak, hobilerinin, arkadaşlarının....

O olacak merkezinde, egon bile zayıf düşecek sana sadece fısıldayacak bazen ....

Unutacaksın bütün maddi-manevi sıkıntılarını....Tek bir kaygın olacak, sadece O....

Aşık olduğunu zanneder birçok insan hayatında en az bir kez.. Karıştırırlar aslında, bilemeden ölür giderler...Bir vampirin ıssırması gibidir aşk, bir kez ıssırıldığı geri dönemezsin artık..Sonuçları eğer biterse çok ağırdır... Gerekirse tereddüt etmeden böbreğini verirsin ona...Bütün hayatını verirsin ona..Onun masum oyunlarına..Anne nin çocuğunu sevmesi gibidir aslında aşk.. Karşılık beklemezsin ondan yaptığın şeyler karşılığında... Birgün çekip gitse bile suçlayamazsın onu..Kırılırsın sadece...Üzülürsün...Onu anlamaya çalışırsın..Empati kurarsın..Haklı nedenler bulmaya çalışırsın onun için.." Doğru olanı yaptı" dersin çevrene, sonrada sessizce kendine...Duymazsın insanların sana neler anlattığını... anlarsın birçok yaşadığın ilişkinin sadece çocuk oyunu olduğuna... Onun zevkleri senin zevklerin olur...Senin tek zevkin o olur... Bağlanırsın delice...Umursamazsın insanların ne dediğini..Beklersin onu...Bütün zaafların yok olur..İyi bir enerjiye sahip olursun..


O, birgün bundan daha iyisini bulacağını düşünür.. Sen anlamazsın...İhanet edemezsin sen düşünmeye bile...O gün hiç gelmeyecek gibi yaşarsın..Sonra kendini bir kış günü, soğuk bir rüzgarda, bilmediğin bir yerde, tanımadığın bir dünyada bulursun..Okyanusun ortasında bir kayıkta tek başınasındır.....



Önemli olan kağıtları değil, kişiyi oynamaktır.....

Fatigue


Düşündüğünüz gibi bir rüya değildi tam olarak. Belki de benim için sadece...Uzun yıllar süren güzel bir rüya olmuş. Olmuş diyorum çünkü olmuş yani ölmüş en azından tek kişi tarafından öldürülmüş ve diğer taraf çok ağır yaralı bir şekilde uyanmamak için hala direniyor.Uykusunda bıçaklar batırıyorlar göğsüne ama o uyanmak gerçekten istemiyor. "Hey, gerizekalı" diyor bana diğer ben. Papatya rüyadan ayrıldı. Ne yapıyorum ben hala tek başıma rüya aleminde, her ne kadar onu ben uğurlamış olsamda kendi ellerimle karanlığa. Durdurmak sadece olacakları geciktirirdi diyor mantığım. Kalbim hala rüya görmek için dirense de neye yarayacak bu durum bilmiyorum bana yaramadığı kesin.Onu aramayı bırakmalıyım..Onu unutmak çok kolay aslında benim için. Hergün unutuyorum onu...Belkide bugün son....

Farkılydı işte. İlk defa bir ilişkimde ben aşık oldum. Sevmenin verdiği acıyı hep küçümsemiştim sanırım o güne kadar. Mantığım çok iyi anlıyor durumları. Bir dışarı bakması lazım... Teoride öğrendiği, sevdiği hayatı zincirlerinden kurtularak izlemeliydi en ön koltuktan. Belki bende o olsam aynı şeyi yapardım ama beni tanıyor olsaydım bunu yapmazdım. Hatalar yapıp tecrübe kazanması lazım, yeni hayatlara bakmalı. Mutlu olmalı. Bakmalı. Belki benim gördüğümden farklı şeyler görecek. Ben anlıyorum ama kalbim anlamıyor. Ben kapatıyorum ama zihnim açıyor. Ben kayboluyorum sen yanıma geliyorsun.Deliliğim seni arıyor..1 aydır saklanıyor içerde. Enerjim küstü bana sesi hiç çıkmıyor. Boğaz düğümlenmesi + göz yaşarması semptomları bunlar genelde.Ev sessiz. Ev karanlık. Enerjiler yaşamıyor içerde. Bir insan neden bir arkadaşıyla konuşurken ısrar eder istediği olması için? Bir isteği, bir zevki, bir yaşama isteği vardır. Neden kendi sağlığına dikkat eder? Uzun yıllar yaşamak için. Ben istemiyorum uzun zamandır.Ben hissedemiyorum uzun zamandır.


En iyi arkadaşımı da kaybettiğimi anladım.Aynı günde sevgilini,en iyi arkadaşını ve yaşama sevincini kaybetmek. Sana sarılarak uyumayı en çok özledim. Çok mu gurur yaptım acaba? Ben yapsam o yapmazdı. Yapmak istediği ama yapamadığı zamanları biliyorum. Yaptı. Büyüdü. Hazırladı kendini.Geleceğe.Geleceğine. En sevdiğim karakteristik özelliği bir karar verince onu uygulamasıydı. Alınan karardaki başrolün bana ait olduğunu anlamam çok gecikmedi. O bir karar alınca o kararı çok hızlı uygulardı. Uygulama ve karar başarıya ulaştı. Ben dağıldım....


Geride kalanlara bakıyorum. Kimseyi göremiyorum. Kendime bakıyorum, eksik hissediyorum.


Bu aralar 3. evredeyim sanırım. 1 ve 2 çok zor geçti. 4. evrede bitiyor biliyorsun. Bitirmek 1. ve 2. evrede ihanet gibi geldi o yaşadığımız yüce duyguya. 2. evrenin sonlarına doğru sen "Ben 4. evredeyim" dedin. Ben anladım. 3. Evreye geçtim. Önce geçmiş gibi yaptım, 3. evredeymiş gibi görünüp alt zihnimde 2. evrede dolaştım. Acı dolu bir yer orası. Görüntüler, kokular,hormonlar,mutlu anılar,gel - gitler,bad ler, günümüz,biz.


3. Evrede daha dışardan bakıyorsun 2. evredeki sana. Onunla konuşmaya başlıyorsun, hemen gitmiyor 2. evredeki sen. Yani Ben. Sevmiyor ama bu 2 kişi birbirini. İkisi de yine Ben. Artık 4. Evreye geçmem lazım,dışardan baktım 2. Evredeki bana. 3. Evredeki ben ise hala şokun etkisinde. 4. Evreye geçiyim diyorum artık. Kendimi seveyim seni sevdiğim kadar. Bende bir dışarıya bakayım. İkimiz de mezun olduk. Ben okulda master yapmayı düşünüyordum ama belkide benim için yeni bir hayata başlangıç olur.En azından o duyguyu yaşadağım için belki kendimi çok seversem, hayatı seversem devam ederim. Önce kendimi sevmem lazım, haklısın. Hayatımı sevmeliyim. Ben hayatın yerine seni koymuştum ,anlayacaksınçok ilerde. Anlayacağını sende biliyorsun ama yinede bakmalısın.Haklısın.




Yarın başlıyorum yeni hayatıma..Bende bir karar aldım. Almak zorundayım. Hayatı sevmek zorundayım...Kendimi sevmek zorundayım..Yaşamayı sevmek zorundayım....

Kendime sıfırdan bir hayat kurmam lazım....

19 Mayıs 2011 Perşembe

Belki...


Yine başladığın yere döndün..Belkide bittiği yere..Aslında hepsi bu belkide..Umutlanacak birşey yok..A ve B noktası arasında gidip geliyorsun....Çıkamıyorsun bu çıkmazdan..Belkide çıkmak istemiyorsun..Belkide yeterli aslında..Alışkanlık misali umutlanıyorsun..Sonra yine başladığın noktaya dönüyorsun..Tipik karakteristik özelliklerini kaybetmiyorsun..Zaafların belkide beğenilerin aslında..Kabullenemiyorsun ama hayal ediyorsun..Onları yapmamayı ama hep yapıyorsun..Sonra saklanıyorsun..Bekliyorsun..Bir umut yeşeriyor..Kontrol edemiyorsun..Büyüyor..Sen O anlasın diyorsun..O aslında özgürleştikçe uzaklaşıyor senden..Fark ediyorsun..bozuntuya veremiyorsun..İnsanlar senin gibi değil..Anlıyorsun..Sende uzaklaşıyorsun..Seni yakalıyor..Bırakmıyor..İntikamını almak istiyor..O senin en büyük düşmanın oluyor..Seni parçalamak istiyor..Zarar vermek istiyor...Senin için üzülüyor senin kemiklerini parçalarken..Gözlerinden yaşlar akıyor ama öğretilenden fazlasını yapamıyor...Seni sevdiğini zannediyor ama seni öldürüyor..Sen öldürülmeyi bekliyorsun..Fazla canın kalmadı...

24 Kasım 2009 Salı

Zaman Öldüremeyen.....



Nedir beni hergün öldüren..Kendime zaman yaratamayışımın nedeni..Neden bu istemediğim ama alışkanlık haline dönüşen kölelik..Zaman yaratmak..insanın kendi için yapabileceği en iyi şey..Mutluluk...Mutluluk=para...Para=Fahişelik..Zaman yaratamadıktan sonra 17,22,30 yaşında olsam ne olur, hiçbir önemi yok..Zaman öldürmeden zaman yaratmak ...Zamanı öldürmek aslında bize öğretilen..Onun için yaratılmış evrensel yazılım..ama zaman yaratabilenler..Onlardır asıl sanatçıları bu hayatın...Onlardır asıl çaktırmadan mutlu bir şekilde yaşayanlar..Onlardır yazılımın asıl hataları ve yazılımın sürekli kendini güncellediği...Onlardır yazılımı çok umursamadan yaşayabilenler..diğerleri yazılımın pinglerini alır ve o komutlar doğrultusunda zaman öldürürler..Evrensel yazılım yinede güvenlik açıkları bırakmıştır..Gerçek anlamda, belirli bir süre , zamanını gerçekten öldürmeye kafayı koymuş yetenekli kişiler zaman yaratabilmek için fahişelik yapmalıdırlar..Yazılımın en iyi fahişeleri olurlarsa, kasarlarsa ancak o zaman gerçek anlamda kendilerine zaman yaratabileceklerini anlamışlardır. Standart bir fahişelik olmamalıdır bu..Genelev e girilip, düzenli olarak becerilmelidir ki bu kişiler ancak o zaman istedikleri zamanı kendilerine yaratabilirler..Edepli fahişelik yaparlarsa bu işin olmayacağını bilirler zamanla hataya yol açan enstrümanlar tarafından..bu enstrümanlar yeri gelir kadınlar, yeri gelir içki yeri gelir internet..Her yetenekli insanı genelevden uzaklaştıran bir enstrüman, (masturbasyon) vardır...Bu kişiler eninde sonunda geneleve dönmeleri gerektiğini bilir ve hayatlarının sonuna kadar ikilem içinde, hayatta hiçbir zaman kendilerine zaman ayıramadan,mutsuz bir şekilde ölürler...

Asıl kendilerine zaman ayıranlar, düzenli bir şekilde o genel evde, bir süreliğinede olsa, becerilmeleri gerektiğini bilirler..Bu işi edepli yapamayacaklarınıda bilirler çünkü düzülmenin en iyi seviyelerine çıkmaları gerektiğini bilirler..Onu yaparım ama onu yapmam diyemeyeceklerini bilirler..Eğer onu yapıyorlarsa, onu da yapması gerektiğini bilirler..Ne kadar acımasızca, disiplinlice kendilerini düzdürürlerse kendilerinie yaratmaları gereken zamana en kısa zamanda ulaşacaklarını bilirler...Fahişeliğin en iyisini yapmaları gerektiğini bilirler çünkü sonunda hayatlarının sonuna kadar, istemedikleri taktirde bir daha düzülmeyeceklerini bilirler.

Kendilerine artık ayırdıkları zaman aralığında isterlerse fotoğraf çekerler hayatlarının sonuna kadar, isterlerse resim çizerler, isterlerse sevgilileriyle istedikleri zaman sevişebilirler..O, onların zamanıdır artık..Hayatlarının sonuna kadar..Özgürdürler..Hayatlarının sonuna kadar ister bilinçli ister bilinçsiz düzülmek yerine o yazılımdan bağımsız hareket edebilirler..Sistem Enstrümanları yoktur..Ölene kadara para kazanma kaygısı, kira ödeme dersi, gaz alma derdi, kredi kartı ödemesi, vb..Her biri birer Neo dur...Her bir artık yazılımın kendisini güncellemesini sağlayacak sistem hatalarıdırlar..ama yazılımdan bağımsızdırlar..ve yazılım onlara müdahale edemez...Artık birleştirilemezler, sınıflandırılamazlar..Bir dahaki versiyonda bu açıklar yazılım tarafından kapatılmaya çalışırlar..Zaman ayırabilenlerin ve ayıracak olanların umurunda değildir..

İsterlerse dünyayı dolaşıp, aynı şarkıyı her ülkedeki sokak sanatçılarına farklı enstrümanlarla çalmalarını rica edip, onu kaydedip, sonra mix leyebilirler...Hepsinin aşık olabilecek şeyleri vardır..Doğa,sanat,bir şehir, güzel bir kız,yerel bir türkü..Kendilerini ayırdıkları zamanda belirsizleştirebilirler kendilerini..Sevişirken sadece sevişmeyi, Müzik dinlerken sadece müziği, bir kandinskiye bakarken sadece pastellerin geometrisini düşünebilirler.. Yazılımın enstrümanları onların bu kendilerini ayırdıkları özgürlüğü,mutluluğu etkileyemez..Onları geneleve çalışmaya tekrar tekrar gönderemez..Onlar enstrümanları sadece çalar..

Zaman öldürenler ise hep kaçmayı denerler geneleveden..Geçici çıkış yolları bulur, kendilerini uyuştururlar..Bir bir siyasi akıma kaptırı kendini, biri bir dizideki karaktere hayran olur, biri futboldan başka birşey okumaz,izlemez, biri sürekli farklı hatunlarla yatmayı dener,biri kadın programlarında evlendirilmeyi bekler, biri yeteneğinden dolayı ona altın takılması için kendini maymun eder, biri yazılımın verdiği acıların öbür dünyada cennet olacağına inanır,biri ak sakallı dededen "medyatik ölümün cehenneme yol açacağını,internette daha dikkatli olması gerektiğini", ama ne yaparsa yapsın o geneleve döner ve becerilir..Bazıları için bu global düzülme hareketi hayatta yapılabilecek yegane şeydir..Çünkü o artık format atılamayandır..Kendine zaman ayırırsa ya da kalırsa ne yapacağını bilemez ve kendi zevklerinin, aslında yapmak istediklerinin hayatının sonuna kadar ne olduğunu bilmez, bilemez...Onun için Özgürlük bir kavramdan çok bir suçdur. Onun için özgürlük aslında düzenli olarak becerilmektir..bu bir alışkanlıktır ve yazılım bunun global dengeleyicisidir. Kaygılarla doğup, kaygılarla ölmelidir. Yazılımın enstrümanları bunun için tasarlanmıştır. Yazılım başarılıdır. Kodlayan başarılıdır, görsel tasarım(medya ve süs sanatı)başarılıdır. Yazılımın müzikleri hep o geneleve çağırır..Yeteneksiz, kendine zaman ayırmayan, ayıramamış, ayırmayı seçmemiş kişiler tarafından yapılması öngörülür ve kitleri ortak acı ve kaygı çerçevesinde kendine çeker, yönlendirir. Yazılım, yarattığı format atılamaz kitlenin kendi döngüsü içinde üretmesini,üremesini sağlar..Yazılım kendini güncelller zamanla..Kendi modüllleri kendi geliştirir.. İnanır o zaman öldürmek için yaşayan kendine, enstrümanlarla sunulan herşeyin aslında bir ihtiyacı olduğuna..Tüketir bilinçsizce ve tatminsizlik duygusu yükselir en gereksiz kendini akıllı, farkında zanneden beyinciğinde..Yazılım öyle hissetmesini ister...takip ettirir kitlelere medyadan, kendi doğruları,ihtiyaçları olduğuna inanmasını sağlar...Bir yanlışı haber yapar, o doğru olur..bir doğruyu haber yapar, yanlış anlaşılması istediği zaman..O kadar basittir ki artık zaman öldürmeyi alışkanlık haline getirmiş kişi için inanmak her sunulana..Unutur zamanla..En çok kendini tanıması gerektiğini..ve kendine zaman yaratması gerektiğini..Sonra mutsuz olur sanki rastlantısal bir sonuçmuş gibi..Kader der adına ya da talih..Yazılım ödüllendirir çünkü bazı zaman öldürünleri..hediyeler verir..Ödülller dağıtır..Tripleks, boğaza karşı bir ev ve bir ferrari verir..derki" Sende zamanını iyi öldür ki seninde olsun " der..Konfor diye bir maskeyle kandırır..O bireyin kendine zaman ayırdığında bile en iyi seçeneğinin o olduğuna inandırır..budur aslında köpek kemiği getirdiğinde ya da tuvaletini istenilen yere yaptığında ağzına verilen ödül..Zaman öldürme yarışına girer o kitle..En iyi zaman öldürenin en iyi olacağını söyler yazılım..Orman kuralları geçerlidir ödülü kazanmak için..Gerekirse diğerleri kullanılabilir, yok edilebilir, emekleri çalınabilir, vb..Eğer yazılımın verdiği ödüle ulaşmak isterse o format atılamayan...Hazım ettirmez format atılamayana en çokta kendini...

Diğerleri ise, zaman ayırmak isteyenler, o ödülü takas ederler..o ödüle ulaşmak için aynı fahişeliği yapmaları gerektiğini bilirler..Onlarla aynı fahişeliği, aynı yapıda ama onlardan daha iyi yapmalrı gerektiğini bilirler..O ödül, yazılım verdiği yine aynı ödüldür.ama kullanım amacı farklıdır..Sadece yazılımdan ayrılmak için istenilen bir ödüldür..Bu yaratılacak zaman için takas edilen bir araçtır..


Fahişelik yapmalıyım biliyorum..Dönem dönem anlık zevkler yaşamak için, bu genelevde çalışmamak zorunda olmadığım yanılgısına kaptırdığım için enstrümanlar kullandım bende.ama o enstrümanları çöpe atmalıyım biliyorum..düzgün bir fahişelik yapmalıyım..Hakkını vermeliyim..anca o zaman zaman ayırabilirim..Başka nasıl mutlu olabilirki bir insan...Eyyy yazılım..En iyi fahişelerinden biri geliyor..senin için her türlü virüsü taşayacak istediğin herkezle yatacak..Açığının farkındayım..enstrümanlarınında..Kendimi kandıracak vaktim yok..Zaten hiç olmamışta..Hep kaçmışım o genelevden..Pazarlayabilirsin beni en iyi müşterilerine..ama zaafını biliyorum..Nasıl kurtulabileceğimi de..Bir usta, " Yazılımı yazılıma karşı kullanamazsan başarılı olmazsın " demişti..Önce sen ben kullan..sonra ben işime bakıcam...

Düzen değil asıl düzülen değişmeli......

27 Ekim 2009 Salı

Çilek


Bilmiyorum..ama mutluyum..acı çektiğimden dolayı beklenti içindeyim..
Hep onlar acı çekerdi, şimdi ben..Ne güzel duyguymuş..ulaşılamazı sevmek..
Şimdi daha iyi anlıyorum sizi..Ne kadar kötü bir insanmışım..bir anda bu kadar bağlanmak...
Düşünmek gün boyu..Ne yaptığını merak etmek..Her anın içine onu katmak..Her an onu yanında istemek..Beklemek..Telefona bakmak..Umursamamak..uzun yıllardır tıkalı olan bir boruyu açıp, onun kalbine boşaltmak...Karşılıksız olması, emin olamamak ne kadarda kötü birşeymiş..Hep benim rolüm zannederdim..Umutsuz olmak zorundaydı, hep istediğim birşey olmak zorundaydı....ve çaresizim..Onu aramamak için zor tutuyorum kendimi..her an..her saniye..Herşeyi yok etmeye hazırım, tek kelimesi yetecek..Her şeyi öldürebilirim, tek bakışı yetecek..Neler vermez insan o aşka layık olabilmek için..Ne delilikler yapmaya hazırdır, tek fısıltısı yetecek...

Uzun zamandır korkmuyordum insanlardan, kaybetmekten korktuğum O ile karşılaşana dek..Dante bahsederdi, beatriceden..nasıl bir imkansız aşk olduğundan..Şimdi daha iyi anlıyorum..Aşk yoksunluğunun insan yaratıcılığını ne kadar esnetebileceğini..Sen ordasın..ama yoksun..olmamalısın..nasıl olurdu ...olsaydın..olabilirsin...

Mantığım ve kalbim silahlarını çekti..Genelde mantığım yenerdi hep..ama sanki bu sefer kalbimin yenmesini istiyorum..Güçlü bir silahı yok kalbimin kullanacağı, uzun yıllardır biriktirdiği aşktan, sevgiden başka..Yanlış tercihler yaptı çoğu zaman, onun için mantığım çok güvenmiyor ona...Kalbim yine de ilk defa böyle hissediyor...Bütün vücuduma dağılıp, virüsü yayıyor..Mantığım şaşkın..Kontrol edebilirdi böyle isyanları...Bir açık bırakmış demek mantığım, güvenlik duvarını aşmış bu virüs...Kalbime ulaşmış...ve şu an savaşıyor yılların hükümdarı mantığıma karşı..Kalbimin kazanmasını çok isterdim..Sonuçları ne olursa olsun..Demek buymuş insan oğlunu savaşa sürükleyen, intihar ettiren, bağımlılıklar yaratan, çaresizce bekleten....

Bilmiyorum seni tutan ne..Genelde hep ben kazanırıdım ve sıkılırdım kazanmaktan..zamanla sanırım saygımı yitirir, onu ele geçiririr, sonrada çaresizce bırakırdım..ama sen ...etkilenmedin sanırım hiç.. en iyi oyunumu, elimi çok iyi oynadığımı düşünürken, sen sanki bu oyunu daha önce oynamış gibi beni masada bomboş bıraktın..Bırakacaksında sanırım..Maskenmiydi seni durduran ya da gardını indirmeyecekmiydin..Daha çok temiz olmasına rağmen herşey nasılda kendini tutabiliyorsun benim içinde patlayan volkanlar, lavlarını ağzımın kenarlarından, gözlerimin içinden göz yaşı olarak etrafa saçarken...Nasılda kontrol edebiliyordun kendini ben sensiz bir an bile düşünemezken..Nasılda duruyorsun ben kendimi yok ederken....

Yinede sevdim böyle hissetmeyi..Mazoşist bir ruh hastası olmasamda ilk defa yeni hissettirdin beni..oyunuma, kendi ve insanlara oynadığım oyuna ilk karşı koyan..ama ne kadarda imkansız öyle değil mi..Senin daha yaşaman gereken o kadar şey varken benim bunların hepsini yaşamış olmam ve sana söyleyememem..o kadarda güzel bir yol değil yaşayacakların..Seni hepsinden koruyabilirim..Sana herşeyimi verebilirim..ama sanırım o yaşaman gerekenleri yaşamalısın..Benimde mantığım kazanmalı ve virüsü temizlemeliyim...anlamsız yoluma devam etmeliyim.. Bir insanın hayatında yakalayabileceği en yüce duyguyu yakalamışken, ondan uzaklaşmalıyım..O çilek kokunu unutmalıyım belkide..

İçimde çağlayan bu nehir..Beni boğadabilir...
Sen istersen, ben hergün boğulmaya hazırım..
Ben ne istediğimi bilirken, senin bilmemen...
şimdi anlıyorum, günahlarımız bizim cellatlarımız olduğunu.
Seni anlıyorum....
Beni anlayamadığını anlıyorum...
ama ayılamıyorum...
etrafıma bakamıyorum.....
çoğu zaman anlamak istemiyorum....
senle anlam kazandığını anlıyorum...
Kaybettiğimi biliyorum...
seni kaybetmeyi istemiyorum....
yeni bulmuşken seni...
unutmak istemiyorum...
uyumak istiyorum...
belki gerçek hayatta değil ama...
Rüyalarda sana sarılıyorum...
ve huzurluyum....

26 Eylül 2009 Cumartesi

Away...


I know, you love the song but not the singer
I know, you've got me wrapped around your finger
I know, you want the sin without the sinner
I know
I know

I know, the past will catch you up as you run faster
I know, the last in line is always called a bastard
I know, the past will catch you up as you run faster
I know
I know

I know, you cut me loose in contradiction
I know, I'm all wrapped up in sweet attrition
I know, it's asking for your benediction
I know
I know

I know, the past will catch you up as you run faster
I know, the last in line is always called a bastard
I know, the past will catch you up as you run faster
I know
I know

I know, the past will catch you up as you run faster
I know, the last in line is always called a bastard
I know, the past will catch you up as you run faster
I know
I know.