8 Haziran 2009 Pazartesi

Ayna..


Bekle..gör..naapıyorsun..zorluyorsun..bekliyorsun...neyi bekliyorsun..sabredemiyorsun..paylaşmıyorsun..kapalısın..bırakmalısın..yormamalsın..ne yapıyorsun..kime bağırıyorsun..kimle kavga ediyorsun..ne anlatıyorsun..ne istiyorsun..bırakmalısın..yok olmalısın..Düşünmemelisin..yargılamamalısın..nerdesin..neden...neolucak..olmayacak..olmamalı.
olduğu gibi bırak..farkındasın..farkındasızsın..fark etmez..etmemeli..bekle...bekleme..sahipsizsin..sahiplenmelisin...aşk...beklentisiz..olmalısın...yapamadın...
yapamayacağını biliyorsun...basit olmalısın..değilsin..değiller...
bilmiyorsun...bilince üzülüyorsun..üzül..güzel bir alışkanlık..alışmamalısın. ..yalan söyle..yaptığın en iyi şey..en güzel sensin..sen olmadığın sürece...planla..ve tekrar boğul...boğulmalısın..aramamalısın..
kaçmalısın...nefret ediyorsun..en çok kendinden..hiç etmediğin kadar...
biliyorsun...onlar değil....onlar zaten hiç olmadı..
ne farkederdiki..ne etmeliydiki..sen kimsin..neden olmalısın...neyi ummalımısın...
umutlanmamalısın..
sende kandır..beni kandır..kandırdığın kadar zaten hiç yoktun..yokum..yoksun...
Daha ne olacak..neydi seni bağlayan...canım acıyor...korkuyorum...
neden burda..neden şimdi..ve her zaman....
yakmalıyım...en çok kendimi..senden çok kendimi...
bağışlayamıyorum..bağışlanamıyorum..en çok yine kendimi...
o ben değilim...anlamam zaman aldı..düşündüğüm sen ve ben asla olmamış..
hep ziyan etmişim..yine en çok kendimi...senden çok kendimi...
düşmanım..katilim..bizzat ben sevmedim..yine en çok kendimi...
uzaklaşmalıyım..yapay yakınlığımdan..gereksiz bağımlılığımdan...
yargılayamıyorum..ne anlamı varki...neden bir anlamı olmalıydıki...
bağışlayamıyorum..en çok yine kendimi..
neden bunu seçtim..hiç istememiştimki...
hiç ben değildim..en çokta ben...en beklentisiz anlarımda...
kime bakıyorum..en çokta kendime artık..birşey göremiyorum...
yankı yapıyor..her anlam aradığımda..
yansıma yapıyor..her içten almadığım karar...
zarten gerçekleşmiyor...mutlu olacağıma inandığım her zerre sen..
ben olmadım hiçbir zaman..senide yaratan bir hiçti...
sen yoksun o zaman..ben zaten hiç olmadım....
bekliyorum hiçbirşeyi senden..herşeyi kimseden...
anlamasını istemiyorum..ben zaten beklemiyordum..

sadece sürüyorum...ormandaki yol sıradan bir yol...
hep öyle oldu..seni seviyorum...kendimi sevdiğim kadar..kendimi sevmediğim kadar...
hey sen...o ben değilim...

2 Haziran 2009 Salı

Satranç...


Ben bir grup, tarih boyunca sürülmüş topluluğun bir bireyiyim.Şimdi size bir hikaye anlatacağım..Bizi M.Ö ki yıllarda sürmeye başladılar..İyi insanlar olmadıklarımızı biliyorlardı...Bir şekilde fark edilmiştik...Bir toprak bulabilmek için, ticaretten çok anlayan biz, gücü global olarak ele geçirmeliydik..Bu kadar küçük insanlarla uğraşacak vaktimiz ya da sabrımız yoktu...planımız, Bir ülkenin tepesindeki güce, konuma ulaşmaktı..Bunu parayla, o ülkeyi karıştırarak, rüşvetle yapabilirdik..En tepeye geçincede o ülkenin dengelerini kontrol edip, öz kaynaklarını kulllanabilir, istemediğimiz ya da tehtit olarak gördüğümüz ülkelere onları kullanarak saldırabilir, o ülkede karlı işletmelere, önemli kurum ve bakanlıklara adamlarımızı yerleştirebilir, hatta o ülkenin yöneticilerini şeçip, onları yönetecek bir adamımızı ya da onların adamını satın alıp koyabilirdik, bu şablonu dünyadaki her ülkeye entegre ederek, dünyayı kontrol eden güç olabilirdik arkaplandaki.İlk denememiz Roma İmparatorluğu oldu...Yönetime yakın olmalıydık..Güçlü bir ülkelerdi..burdan ilk buradan başlayarak, dünyayı yönetebilirdik..En başa geçmeli, kendi insanlarımızı başa getirmeli ya da yönetimde önemli yerlere getirmeliydik..En güçlü dünyada o dönem sezardı..Tek hedefimiz onu iktidardan düşürmekti..Brütüs diye bir adamı satın aldık..Onu dünyanın süper gücü yapacağımızı söyledik..O da en yakın arkadaşını sırtından bıçakladı...Artık dünyanın süper gücü bizdeydi..Her istediğimizi yapabilirdik...

Ne yazık ki, Roma istediğimiz gibi gitmedi..İlk satranç maçlarımızdan biri olduğu için, çok iyi oynayamamıştık..Belirli isyanları durduramamış, ülke yönetimindeki acemiliğimizi fark etmiştiş..Daha uzun yıllar oynayacağımız için bu oyunu, ustalaşacağımızı biliyorduk..Bir şekilde, gelip ,Neron adında biri, her yeri yaktı..Çok kötü oynanmış bir oyundu..Derslerimizi çıkardık, şablon uygulamasında güncellemeler, upgradeler yapılmalıydı..Maceramız bir süre daha devam etti..polanyaya, avrupaya, rusyaya ,avusturyaya, macaristana, almanyaya dağıldık..Oralarda 2. satranç maçımız için şablonlar oluşturup, o ülkede başarılı olduğumuz noktaları uygulamaya başladık..Daha ustaca oynuyorduk bu oyunu.Ülkenin başına geçtikten sonra, daha farklı alanlardada taşlarımızı güzel oynuyorduk..Tek bir yönetici değil, halkı kontrol edecek siyasi ve ekonomik güçler yarattık...

Ama bir deli çıktı ortaya..Adolf tü sanırım ismi..Almanyadaki arkadaşlarımız bir şekilde planı belli etmişlerdi..Adam bizi dünyanın yegane tehlikesi olarak görmeye başladı..ve bizi yok etmeye karar verdi..Deli adam, dünyadan silmeye kalktı..Çok zeki biriydi...Birçoğumuzu yok etti..Allahtan Romadan sonra asıl üssümüz Amerikaydı..Başka bir kıtadaydı..ve merkezi ordandı yönetilenlerin..Almanyayı, Rusyayıda alarak yanımıza bitirdik...

Yeni üssümüz amerikaydı..Ordan dünyayı yönetibelecek bir krallık kurmuştuk..Dünyadaki bütün ülkelere kendi adamlarımızı koyduk..Yeri geldi, satranç oyununu dengelemek için, o ülkede karışıklık çıkaracak örgütler kurduk..Dünyanın para ekonomisini yönetecek iki değer bulduk..Altın ve Dolar..Petrol ise dünyanın çalışması için önemli olacaktı..Yeri geldiğinde fedalara gittik..Kendimizi vurduk, sanırım eylül ortalarıydı..Çünkü reservlerimiz azalmıştı..Orta doğuda satın aldık ırağı..

Satranç oyunundaki taşlar, o ülkenin belli başlı yerlerine getirilen bizim adamlarımızdı..Dünyayı dengelemek oyununda uzmanlaşmıştık..romalılar döneminden beri oynuyorduk..Asıl yerimiz ise , ortadoğuda kutsaldı ve evimizdi..ama kalemiz amerikaydı..

Tehdit olabilecek şeyler , kafası büyümeden eziliyordu..İsyan edenler, başarılı olamadıklarımızda olmadı değil..1. Dünya savaşında Türkiyeyi almak istemiştik..Osmanlıyı çok zayıflatmıştık..Vahdettin diye biri vardı, brütüsten farkı yoktu romadaki..ama birdenbire ayaklandılar, oyunu fark eden zeki biri tarafından..Örgütledi halkını ve savaştı hiç görülmemiş bir kahramanlık destanı şeklinde..İtalyanlar, fransızlar, yunanlılar .. mecburi bırakmak zorunda kaldım onları..Sonra devrimler yaptı, uyandırmaya çalıştı..Ondan sonra ele geçirdik orayıda ama dengeleri kurmamız satranç oyununda zaman aldı..

Teknolojiyi zamanla sunduk toplumlara..Bizdik geliştiren teknolojiyi, insanları daha rahat kontrol edip, dengeleyebilmek için..İnternet, cep telefonu..hepsini popüler yaptık ve ordan kontrolü daha basit...

Satranç oyunu dengeli tutulmalı..Peki neden yok etmiyoruz bütün ülkeleri? cevabı çok basit..

Dünya kaynaklarını çıkaracak, bize hizmet edecek insanlara ihtiyacımız var..Yok olurlarsa biz bu oyunu oynayamayız..

Grandmaster düzeyinde oynadığımız bu oyunu dünyanın belirli yerlerine üsler yerleştirerek devam ediyoruz..Yeni bir oyuncu çıkmak isterse, elbet Grandmaster önceden planlama yeteniğini kullanır...

Çareniz yok aslında,inanın, yaşayın bizim bu oyunumuzu...

Sorgulamayan insan, mutlu insandır...

YANLIŞ...


Yanlış işaretle doğmuşum...
Yanlış bir evde...
Yanlış bir egemenlikle...
Yanlış eğilimlere yol açacak yanlış bir yol seçmişim...
Yanlış kafiye ve yanlış sebeplerden dolayı yanlış zamanda yanlış yerdeydim...
Yanlış haftanın yanlış gününde , yanlış teknik ve yanlış metodu kullandım...

Yanlış...

Kimyasal olarak yanlış birşeyler var bende...
Yaradılışımdan gelen yanlış birşeyler var bende...
Yanlış genlerin yanlış birleşimi...
Yanlış anlamlardan yanlış sonlara ulaştım...
Yanlış ellerdeki yanlış bir plandı...
Yanlış bir adamın yanlış bir teorisiydi...
Yanlış bir ödülün yanlış gözleriydi...
Yanlış cevaplara yanlış sorulardı...

Yanlış...


Yanlış davulları çalıyordum...
Yanlış ayaktakımıyla...
Yanlış enerjiyi dışarı işedim...
Bütün yanlış çizgileri kullanarak...
Yanlış yoğunlukla yanlış işaretlerle...
Yanlış kitabın yanlış sayfasındaydım...
Yanlış bakışın yanlış ifade edilmesi...
Her yanlış gecenin yanlış ayında...
Kulağa iyi gelene kadar çalınan yanlış melodi...

1 Haziran 2009 Pazartesi

Standby


İnsanoğlu belirli araçların keşfiyle potansiyelinin farkın varmya başladı...Tekerlek, ateş, vb..gibi icatlar insan beyninin potansiyelinin ve evrimin insan oğlu beyni için gelişmesinde mihenk taşları oldu..Am insan denen yaratık, beynini belirli bir kapasitede kullanabiliyordu..Global bi değerdi bu...Zamanla insanlar zihin açıcı zamanlarda,özellikle 1960 ve 1970 lerde , insan beyninin normal evrim sürecine meydan okudu ve bir adım ileriye götürdü..Mantar yiyip, astral seyahatlerde, evrimlerinden önceçıkmaya başladılar..Halusinasyonlar ise insan beyninin yapabilecekleri şeyler doğrultusunda global bir etki yarattı..Normal evrim sürecide belkide 100-150 yıl içinde gerçekleşicek bu süreç, hızlandırıldı..Beynin manuel olarak tetiklenmesi sağlarak, daha önce beyin gücüyle yapılayamacağı düşünülen şeyler yapılmaya başladı...Normalde standby da bekleyen beyinler, manuel tetiklenme sayesindeaçık duruma getirildi..Birçok keşif ve teklnolojinin 1970 lerden bu yana gelişimi düşünülürse, insanoğlunun bu tetiklenmeden doğan zihin açılmasını ve evrim sürecini hızlandırmanın etkilerini fark etmesi uzun zaman almadı...Dünyada hep yeraltında tutulan ve belkide bu kişler arasında sanki gizli bir anlaşma varcasına, her ülkede bu aydınlanma devam etti..İnsan beyni kodlama yeteneğini geliştirdi..Kodlarken bir anda tasarlamayada başladı..Aynı anda kodlama ve tasarlama insan beyinleri arasında ciddi farklar ve ayrılıkçı düşüncelere neden oldu..

Aydınlanan zihinler yeni standartları belirledi..Bu standartlar çerçevesinde, ezberci zihniyet sadece bu fikirleri geliştirmeye çalıştı..ama onlarınki ezberden başka birşey değildi...Aydınlanan ve standby den açık duruma gelen beyinler doğal evrim sürecinin sıkıtısından dolayı çoğu zaman birhalusinasyon olduğuna inandı herşeyin...

Bundan 100 yıl sonra, insanlar telepati kurabilecek, ışınlanabilecek, nesneleri beyin gücüyle hareket ettirebeklerdir..Bu da ileri aydınlanma ve aydınlanma evriminin nihai sonucu olacaktır...