27 Ekim 2009 Salı

Çilek


Bilmiyorum..ama mutluyum..acı çektiğimden dolayı beklenti içindeyim..
Hep onlar acı çekerdi, şimdi ben..Ne güzel duyguymuş..ulaşılamazı sevmek..
Şimdi daha iyi anlıyorum sizi..Ne kadar kötü bir insanmışım..bir anda bu kadar bağlanmak...
Düşünmek gün boyu..Ne yaptığını merak etmek..Her anın içine onu katmak..Her an onu yanında istemek..Beklemek..Telefona bakmak..Umursamamak..uzun yıllardır tıkalı olan bir boruyu açıp, onun kalbine boşaltmak...Karşılıksız olması, emin olamamak ne kadarda kötü birşeymiş..Hep benim rolüm zannederdim..Umutsuz olmak zorundaydı, hep istediğim birşey olmak zorundaydı....ve çaresizim..Onu aramamak için zor tutuyorum kendimi..her an..her saniye..Herşeyi yok etmeye hazırım, tek kelimesi yetecek..Her şeyi öldürebilirim, tek bakışı yetecek..Neler vermez insan o aşka layık olabilmek için..Ne delilikler yapmaya hazırdır, tek fısıltısı yetecek...

Uzun zamandır korkmuyordum insanlardan, kaybetmekten korktuğum O ile karşılaşana dek..Dante bahsederdi, beatriceden..nasıl bir imkansız aşk olduğundan..Şimdi daha iyi anlıyorum..Aşk yoksunluğunun insan yaratıcılığını ne kadar esnetebileceğini..Sen ordasın..ama yoksun..olmamalısın..nasıl olurdu ...olsaydın..olabilirsin...

Mantığım ve kalbim silahlarını çekti..Genelde mantığım yenerdi hep..ama sanki bu sefer kalbimin yenmesini istiyorum..Güçlü bir silahı yok kalbimin kullanacağı, uzun yıllardır biriktirdiği aşktan, sevgiden başka..Yanlış tercihler yaptı çoğu zaman, onun için mantığım çok güvenmiyor ona...Kalbim yine de ilk defa böyle hissediyor...Bütün vücuduma dağılıp, virüsü yayıyor..Mantığım şaşkın..Kontrol edebilirdi böyle isyanları...Bir açık bırakmış demek mantığım, güvenlik duvarını aşmış bu virüs...Kalbime ulaşmış...ve şu an savaşıyor yılların hükümdarı mantığıma karşı..Kalbimin kazanmasını çok isterdim..Sonuçları ne olursa olsun..Demek buymuş insan oğlunu savaşa sürükleyen, intihar ettiren, bağımlılıklar yaratan, çaresizce bekleten....

Bilmiyorum seni tutan ne..Genelde hep ben kazanırıdım ve sıkılırdım kazanmaktan..zamanla sanırım saygımı yitirir, onu ele geçiririr, sonrada çaresizce bırakırdım..ama sen ...etkilenmedin sanırım hiç.. en iyi oyunumu, elimi çok iyi oynadığımı düşünürken, sen sanki bu oyunu daha önce oynamış gibi beni masada bomboş bıraktın..Bırakacaksında sanırım..Maskenmiydi seni durduran ya da gardını indirmeyecekmiydin..Daha çok temiz olmasına rağmen herşey nasılda kendini tutabiliyorsun benim içinde patlayan volkanlar, lavlarını ağzımın kenarlarından, gözlerimin içinden göz yaşı olarak etrafa saçarken...Nasılda kontrol edebiliyordun kendini ben sensiz bir an bile düşünemezken..Nasılda duruyorsun ben kendimi yok ederken....

Yinede sevdim böyle hissetmeyi..Mazoşist bir ruh hastası olmasamda ilk defa yeni hissettirdin beni..oyunuma, kendi ve insanlara oynadığım oyuna ilk karşı koyan..ama ne kadarda imkansız öyle değil mi..Senin daha yaşaman gereken o kadar şey varken benim bunların hepsini yaşamış olmam ve sana söyleyememem..o kadarda güzel bir yol değil yaşayacakların..Seni hepsinden koruyabilirim..Sana herşeyimi verebilirim..ama sanırım o yaşaman gerekenleri yaşamalısın..Benimde mantığım kazanmalı ve virüsü temizlemeliyim...anlamsız yoluma devam etmeliyim.. Bir insanın hayatında yakalayabileceği en yüce duyguyu yakalamışken, ondan uzaklaşmalıyım..O çilek kokunu unutmalıyım belkide..

İçimde çağlayan bu nehir..Beni boğadabilir...
Sen istersen, ben hergün boğulmaya hazırım..
Ben ne istediğimi bilirken, senin bilmemen...
şimdi anlıyorum, günahlarımız bizim cellatlarımız olduğunu.
Seni anlıyorum....
Beni anlayamadığını anlıyorum...
ama ayılamıyorum...
etrafıma bakamıyorum.....
çoğu zaman anlamak istemiyorum....
senle anlam kazandığını anlıyorum...
Kaybettiğimi biliyorum...
seni kaybetmeyi istemiyorum....
yeni bulmuşken seni...
unutmak istemiyorum...
uyumak istiyorum...
belki gerçek hayatta değil ama...
Rüyalarda sana sarılıyorum...
ve huzurluyum....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder